16.06.2021 11:10:07

Türkiye

Sade Vatandaş | Kılıçdaroğlu: O Zorba Gidecek, İstanbul Sözleşmesi Geri Gelecek
Kılıçdaroğlu: O Zorba Gidecek, İstanbul Sözleşmesi Geri Gelecek


Büyült Küçült

Kılıçdaroğlu: O Zorba Gidecek, İstanbul Sözleşmesi Geri Gelecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Meclis'in iradesinin ipotek altına alındığını savunarak "O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Sözlerinin başında devleti yönetenlerin eleştirilere tahammül etmek zorunda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,

"Eleştirilen bir yönetim, bir iktidar en azından eksiğinin ne olduğunun, hatasının ne olduğunu öğrenmiş olur. Eleştiren bir insanı hapse atmak çağdaş yönetimlerde söz konusu değildir. Devleti yönetenler, özel kaynakları kendi çıkarları, ailesinin çıkarları, yandaşlarının çıkarları için kullanmazlar. Çünkü bilirler ki para halk için kullanılır. Devleti yönetenler, harcadıkları her kuruşun hesabını millete vermek zorundadırlar" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, ardından şunları söyledi:

"Her kuruşun hesabını vermek demek, demokrasiye inanmak demektir. Her kuruşun hesabını vermek demek, insana saygı duymak gerektir. Değerli arkadaşlarım, yine çağdaş devletlerde iktidar, israftan kaçınır. Madem ki haramdır, o zaman görkemli, şatafatlı işlerden devleti yönetenler kaçınırlar. Devleti yönetenler israf batağında yüzerlerse bütün dünyada alay konusu olurlar. 13 uçağı olmaz, 13 uçak demek, milyonlarca kişinin hakkını gasp etmek demek. Devleti yönetenler kendileri, aileleri ve yakınlarıyla beraber topluma örnek olurlar. Mütevazı bir hayatları olur. Bizim temel felsefemiz budur.

'Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi insanlık bunu kabul eder?'

İntikam duygusuyla devlet yönetilmez. Cumartesi Anneleri, Diyarbakır'daki anneler... Nedir bu annelerin derdi? Devletin görevi bu annelerin taleplerini karşılamak. Siz Cumartesi Anneleri'ni topluyorsunuz, yargılıyorsunuz. Hangi devlet anlayışında bu vardır? Hakkı teslim etmesi gereken devlet, kişinin hakkının elinden alıyor. Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi insanlık bunu kabul eder? Geçmişte AK Parti'ye oy veren bütün kardeşlerime, MHP'ye oy veren bütün kardeşlerime anlatıyorum. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Biz şiddetten kaostan uzak, huzurlu bir toplum istiyoruz. 

'Devleti yönetenler, adalete gerekli önemi verdikleri zaman huzurlu bir toplum inşa etmiş olurlar'

Yargıya müdahale ettiğiniz an devlette çürüme başlar. Vatandaş adalete güvenmemeye başlar. 'Bu mahkemenin başkanı falan partilidir' der. O nedenle yargı bağımsızlığına devleti yönetenlerin dikkat etmesi gerekir. Bir siyasi partinin genel başkanı mahkemelere hakim tayin edemez. Aksi takdirde devlette çürüme başlar. Devleti yönetenler, adalete gerekli önemi verdikleri zaman huzurlu bir toplum inşa etmiş olurlar.

'Devleti yönetenler işsizlere iş bulmak zorunda'

Devleti yönetenler işsizliğin nasıl bir felaket olduğunu bilmek zorundadır. Bütün kötülüklerin anasını işsizliktir. İşsiz insan toplumdan koparılmış insan demektir. İç dünyasında alevlerin yandığı bir kişidir. Hele hele aylardır iş bulamayan bir kişinin derdini kim bilebilir? Devleti yönetenler ne yapmak zorunda? İşsizlere iş bulmak zorunda. Bu olmadığı takdirde ciddi sorunlar çıkar ortaya.

'İlk yapacağımız iş Borçlar Genel Müdürlüğü'nü kapatmak'

AK Partili kardeşlerime sesleniyorum, sizin içinizden bazılarının çocuklarının önemli görevlerde yer aldığını da biliyorum. AK Parti'ye oy vermiş kardeşlerime sesleniyorum, 10 milyon işsiz 10 milyon hanede huzursuzluk var demektir. Saray'da oturanlar farkında mı? Benim içim yanıyor ama onların yanmıyor. Sözüm sözdür. Allah'ın izniyle iktidar olduğumuzda ilk yapacağımız iş Borçlar Genel Müdürlüğü'nü kapatmak. Yeter artık. 

Devleti yönetenler işi ehline verirler. Adamın dünyadan haberi yok, işi bilmiyor ama iş ona veriliyor. Adam yandaş. Bu zengin ülke böyle bir avuç insan tarafından soyuluyor. Türkiye Cumhuriyeti, bir avuç insan tarafından soyuluyor.

'Bir gece yarısı, bir kararla TBMM'nin iradesine ipotek kondu'

Bir gece yarısı, bir kararla TBMM'nin iradesine ipotek kondu. Ya 'TBMM'nin iradesini ipotek altına alamazsın' diyemiyor. Koltuğunu ona borçlu da ondan. O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin.

'Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin euro'luk çantayla gezemez'

50 bin euro'luk çantayla gezemezsiniz. Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin euro'luk çantayla gezemez. Asgari ücretli 2825 net para alıyor. Brütü 3577. Her ay devlete 752 lira gelir vergisi veriyor. Zam yapın dedik, 2825 yaptılar. Biz bütün belediyelerde 3100 yaptık. Bizim yaptığımızı onlar yapamadılar. En küçük belediyemizden en büyük belediyemize kadar işçinin haklarını ödemeye çalışıyoruz.

'Bunun hesabını sarayın beslemelerinden soracağız'

Bir Borsa İstanbul var, bir de yönetimi var. Maaşlarına zam yaptılar. Yüzde 33. Haydi zam yaptılar, kaç lira alıyorlar? 24 bin lira alıyorlar. Asgari ücretli 2825 alıyor. Ama bir şey var, asgari ücretli 752 lira vergi öderken BIST yönetim kurulu üyeleri 5 kuruş para ödemiyorlar. Sana 2825 lira veriyorlar ama kendi yandaşlarına net 24 bin lira, ayrıca vergilerin tamamını da başkaları ödüyor. Neden? Bu kadar büyük uçurum neden yaratılıyor, bir avuç inana neden dünyanın parası? Bunun hesabını sarayın beslemelerinden soracağız, her birinin burnundan fitil fitil getireceğiz.

'Bir haftada milyarlarca liralık yükü milletin sırtına yıktılar'

Neredeyse her hafta Merkez Bankası Başkanı değişiyor. Ne oluyor allah aşkına? 20 Mart ile 27 Mart arası bir vurgunu anlatacağım. Neden Merkez Bankası Başkanı sık sık değişti? Merkezi yönetimin dış borcu; 20 Mart'ta dolar kuru 7.28' 765 milyar 800 milyon lira dış borcu var. 27 Mart'ta 765 milyar çıktı 841 milyar 600 milyon liraya. Dolar kurunu 8 liradan aldık. Bir haftada milyarlarca liralık yükü milletin sırtına yıktılar. Hesabını ben soracağım. Burunlarından fitil fitil getireceğim. Bu millet sahipsiz değil.

'Ortaya çıkan tepeden tırnağa bir vurgun tablosudur'

Bir tarafta zevki sefa olan AK Partili gençler var. Altlarında lüks arabalar, vurgun deseniz gırla gidiyor E ben de yapayım diyor. Ben de malı götürürsen ben de yükselirim diyor. Buradan kokain şeker falan bunlardan söz etmek istemiyorum. Allah şifalar versin inşallah sağlığına kavuşur ama ortaya çıkan tablo bizim değerlerimizle barışık bir tablo değildir. Ortaya çıkan tepeden tırnağa bir vurgun tablosudur.

'Gençlere sesleniyorum, sizden çalınan her şeyi size iade edeceğiz'

Bütün gençlere sesleniyorum. Sizler hem TC devletinin bugün hem de yarınısınız. Bütün gençlerle gurur ve onur duyuyoruz. Ahlaklı, ülkesini seven gençlerle. Öyle bir tablo inşa ettiler ki gençler geleceklerini neredeyse yurt dışında arayacaklar. Bunun hesabını soracağız. Sormak zorundayız. Bu çocuğu bu hale kimler getirdi, kimler görmedi. Hesabını sormak zorundayız. Bütün gençlere şunu söylemek isterim, sizden çalınan her şeyi onlardan alıp size iade edeceğiz, bu rezaleti telafi edeceğim, hakkınızı teslim edeceğim size.

'Ergene Nehri'nin suyunu saraya bağla, o suyu iç bakalım içebiliyor musun?'

'Suyu korumak vatanı korumaktır' diyor Tayyip Erdoğan. Doğru, su kutsalımızdır. 13 Kasım 2020'de 'Artık Ergene Nehri'nde atık su akmadığını, içme suyu kalitesinde su olduğunu' aktarıyor. Ergene Nehri'nin suyunu saraya bağla, o suyu iç bakalım içebiliyor musun?"

Havva Karakoç

Havva Karakoç